Parasite Dolls “Parasaito Dōruzu”

Yönetmenler : Kazuto Nakazawa, Naoyuki Yoshinaga

Yıl : 2003

230px-Paradoll

Yapım ile rastgele cyberpunk anime arayışı ile karşılaştım ve ekran görüntülerini gördüğümde eski tarz çizimler olması nedeniyle hemen ilgimi çekti. Açıkcası yapım 2003 yapımı imiş, izledikten sonra araştırıp öğrendim bende ama gerek çizimler gerekse konunun ele alınışı olarak anime 90’lar tarzında.

600full-parasite-dolls-screenshot

Daha önce ki cyberpunk yapımlarına benzer şekilde Parasite Doll’da yükse düzeyde cinsellik ve şiddet içermekte. Öyle ki bazı sahneler olabildiğince rahatsızlık verici olabilir. Seneryonun yazarı daha önce benim Serial Experiments Lain, Texhnolyze, Armitage III ve özellikle Bubblegum Crisis 2040’dan hatırladığım Chiaki Konaka. Bu yapımında genel atmosferi Bubble Gum tadında ama bu seriler ile bağlantılı olduğunu söylenemez.

parasite-dolls23

Yapım toplamda 3 bölümden oluşmakta ve bölümler birbirinin devamı niteliğinde, genel olarak hikayesi ise şu şekilde; İlk bölümde  Boomerlar olarak bilinen androidler rastgele saldırarak masum insanları öldürmeye başlıyorlar ve bunun üzerine dedektif Buzz ve yapımcı şirket bu olayları araştırmaya başlıyor. Buzz karakterinin bu araştırmaya başlaması ise bir tesadüf değil…

1244006927_310daa34b1fa

İkinci bölümde ise hikaye Boomer Crusher isimli android master üzerinden devam ediyor. Açıkcası ikinci bölüm benim için görsel ögeler açısından oldukça keyif verici idi. Bu bölümde aynı zamanda insan gibi rüyaları ve hisleri olan bir fahişe boomerın hikayeye dahil olduğunu görüyoruz. Üçüncü bölümde ise bu karakter hakkında daha detaylı bilgiler veriliyor.

parasite_dolls_image9

Üçüncü bölümde ise hikaye Takahashi’nin ” sorumlu polis birimin rütbeli kişisi” kayıp olduğunu öğreniyoruz. Bu olayı araştırmak için işe koyulan Buzz ve diğer ekip üyerleri, Takahashi’nin kaybolması ve son zamanlarda artış gösteren boomer karşıtı olayların bağlantılı olabileceğini keşfeder. 3.bölümün sonunda ise her cyberpunk yapımının olmassa olması, izleyiciği bu olayların daha geniş çerçevede başka olaylarla bağlantılı olabileceği fikri vurgulanmak istenmiş.

ParasiteDolls04bymjasx

Özetle yapım oldukça iyi denilebilir ama cinsellik ve şiddet sahnelerinin çok abartılı olması izleyiciği rahatsız edebilir, özellike bu tarz sahneleri izlemeye alışık değil ise. Kişisel fikrim cyberpunk temasını daha uç noktalara götürmek için bu tarz sahnelerin ve seneryoların daha fazla ele alındığını görecek gibiyiz. Bununla birlikte cyberpunk akımı görsel olarak gelişme gösterirken ele alınan konular konusunda kısırlaşmaya başlıyor gibi. Ama temaya sadık kalındığı doğru ama daha çok izleyici kitle için cinselliğin çok fazla ele alınması cyberpunk’ın çıkış noktası olan robotlaşmanın etikliği fikride yavaş yavaş alandan uzaklaşıyor gibi…

tumblr_m36l81o4JK1ruaksno1_400

Parasite Doll’s’a dönecek olursak görsel olarak çok çok iyi bir yapım olması ile izlenilebilir bir yapım olduğunu söyleyebilirim özellikle benim gibi eski tarz çizimlerden hoşlananlar için çok doyurucu sahneleri barındırmakta ama bunun dışında hikaye yeterince dolu gelmedi bana.  Tüm bu görsel ögeler ile seneryoyu çokta takip etmek istemeyebilirsiniz zaten. Yinede cyberpunk yapımdalarında işin felsefi boyutunun sorgulanmadan ya da ana temanın bu alanda uzaklaşması taraftarı değilim.


Heavy Metal “1981”

Yıl: 1981

Yönetmen: Gerald Potterton, Jimmy T. Murakami

Senerist: Len Blum

Image

   (Sex,Drugs and Rock’n Roll)

      Açık söylemek gerekirse Heavy Metal serisi ile tanışmam Kitapsan’da umutsuz manga ya da çizgi roman arayışı üzerine oldu. Karşılaştığım heavy metal 2000 serisi idi…Kabaca bir bakış ile hentai olduğunu düşündüm.Aslında doğru, tam olarak hentai olmasada heavy metal sex,drugs and rock’n roll ! üçlüsünü konu edinen en azından 1981 yapımı anime versiyonu için söyleyeyim Heavy Metal 2000’i alıp okuma şansım olmadı, oldukça eğlenceli bir yapım.

    İlk olarak izlemeye başladığımda çizimleri ilk gördüğümde direk aklıma efsanevi oyun “Metal Slug” geldi. Metal Slug oyununa gerek seneryo gerekse oyun içinde en ufak detayları düşünmüş olmalarına, sololarına hayran olduğum müzikleri ve tüm cyberpunk içeriği ile hayranımdır !  

  Image 

  Genel olarak hikaye şu şekilde; Loch Nar isimli yeşil küre şeklindeki şeytanın sebebi bilinmeyen bir şekilde genç kızları yakalaması ve insanlığı farklı zamanlar ve farklı mekanlarda nasıl kötü yola sürüklediğini göstermesi üzerine hazırlanmış bir yapım.Burda medeniyetin kötü yola düşmesi uyuşturucu, sex ve rock’n roll olarak gösterilmekte.

 Image

 Her bölüm yeşil kürenin sahneye girişi herkesin aklını çelmesi ya da topluluğu yıkıma sürükleyip geri sahneden ayrılması ile başlamakta. Genellikle bir kahraman bu şeytanın emellerini tam olarak gerçekleştirmesine engel olur ama bu rağmen şeytan niye yapacağını yapar…Sahne sonunda Taarna gelir ve günü kurtarır ve ufak kızın şeytan tarafından neden kaçırıldığını öğreniriz ! 

Image

Açık söylemek gerekirse Heavy Metal tam olarak erkek işi bir yapım. Tam olarak erkek fantazisi üzerine kurulmuş bir yapım. Hali hazırda çizgi romanları satılmaya devam etmekte. 80’lerin başında yapılan bir yapım olarak 70’lerin o büyülü rock’n roll ve aklı havada gençlik imajını çok güzel yansıtmakta…Çok sofistike bir yapım değil.Tam olarak eğlencelik bir seri…

 

Image

Cyberpunk içerik olarak çok doyurucu olduğunu söyleyemem ama eski tarz çizimleri ya da eski tarz bilim kurgu yapımlarını sevenlerin hoşuna gideceğini düşünüyorum. İnce detaylarda çok fazla cyberpunk ögesi bulamayabilirsiniz ama yapımın genel atmosferi, mekan ve zaman olarak yakın gelecek seçilmesi bu tarz eğlenceli bir yapıma cyberpunk demek için bence oldukça yeterli…

Image

Sonuç olarak Heavy Metal’in soundtracklerine bayıldım ! ! ! Oldukça eğlenceli ve erotik bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Fazla beklenti içine girmeden boş vakitinizi eğlenceli bir yapım ile değerlendirmek istiyorsanız Heavy Metal’i izlemenizi tavsiye ederim… 


Akira ! ! !

Yıl: 1988

Yönetmen: Katsuhiro Ôtomo

Senarist: Katsuhiro Ôtomo , Izô Hashimoto

Kendimi bilime adamamın sebebi ile uzun süre yazamadığım bloguma benim için cyberpunk kültürünün başlangıc yapımlarından olan Akira ile dönüş yapmakta istedim. Yapım oldukça bilinen ama popüler olmayan bir yapım. Eski bir anime olmasına karşın zaman zaman yeniden izlediğimde hala beni benden almayı başarmaktadır.

Akira için modern japon animelerinin başlangıcı olduğu söylenir ve CR’de şöyle bir yorum okumuştum ” akira ile cyberpunk’ın “punk” noktasının başladığı yapımdır. Bende bu şekilde düşünmekteyim; genel tarzı, çizimleri,karakterlerin kişilik özellikleri ve hikayesi ile punk akira ile başlar !

Genel olarak hikaye şu şekilde; yıl 2019 ve Tokyo City, motorsiklet çetesi lideri olan Tetsuo yarışlar sırasında askeri deneklerden bir tanesine çarpar ve bundan sonraki süreçte kendisini insan gücünün sınırlarını zorlamak isteyen bir grup bilim adamının deneyleri içinde bulur. Kaza sonra kendisinde garip değişiklikler farkeden Tetsuo daha sonra ordu tarafından kontrol altına alınır ve Tetsuo bu güç ile kontroldan çıkar, tüm şehri tehdit etmeye başlar.

Eski tarz çizimlerden hoşlanan birisi olarak Akira benim için oldukça etkileyici idi…Açıkcası bu tarz çizimlerde yalıtılmışlik duygusunu daha iyi algılıyorum, ya da sanırım durum şu ki bu tarz çizimler işlerin kötüye gittiğinin anlatılmasında benim üzerimde daha etkili oluyor…Akira’nın çizimleri bu açıdan oldukça etkili ve detaylı diyebilirim ama bazı tartışmalarda çizimlerin DBZ’ye benzediğini ve bunun çizimi gölgede bıraktığı söyleniliyor her ne kadar ben bu fikre katılmasamda…

Sonuç olarak Akira cyberpunk kültürü hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için izlenilmesi şart olan bir yapım bence…Eski tarz çizimler ve özellikle punk kültürü ilginizi çekiyorsa Akira’yı mutlaka izleyin derim !


Texhnolyze

Texhnolyze

Yapım yılı : 2003

Yönetmen : Hiroshi Hamazaki

Senarist :  Chiaki Konaka

Texhnolyze uzun süre merak edip geç izlediğim yapımlardan bir tanesi. Serinin senaristi aynı zamanda Hellsing veBubblegum Crisis’in yazarı olan  Chiaki Konaka. Açıkcası yapım hikayenin durağan ilerlemesi, şiddet içeren sahnelerin çok fazla ön plana çıkması ile her kesim izleyiciğe hitap etmemekte ve yapımdaki bir çok detayı yakalayabilmek için 2.kez izlenmesi gerektiğine inanıyorum ki bu oldukça sıkıcı olabiliyor…

Texhnolyze genel olarak bir cyberpunk – gangster tarzı bir yapım ve ilk bölüm özellikle bir kaç kısa diyalog dışında hiç bir diyalog olmaması ile izleyicilere pek bir anlam ifade etmeyebilir ama genel olarak serinin devamı hakkında özellikle yapımın atmosferinin nasıl olacağı konusunda ön bilgi vermekte. Zaten yapılan bir çok eleştirilerde izleyicilerin ilk bölümden itibaren izlemeyi bıraktığı yazılmakta.

Genel olarak hikaye şu şekilde; Senaryo tabiri ile zenginin çok zengin fakirin çok fakir olduğu elit kesimler tarafından yönetilen Lux isimli yeraltı şehrinde geçmektedir ve ana karakterimiz Ichise bir boksör. Şehrin önde gelen mafya gruplarında Organo’nun adamları tarafından Ichise’nin kolu ve bacağı kesilir. Olay sonrasında Ichise yapım boyunca “Doc” diye hitap edilen ve Texhnolyze (insanlara cybernetic eklemler takılmasını sağlayan) denilen teknoloji araştırmalarında ileri gelen doktor tarafından bulunur ve laboratuara götürülür. Hikaye boyunca Ichise’nin değişiminden sorumlulu tuttuğu kişilerden intikam almaya çalışmasını ve bu süreçte geleceği görebilme yetisi olan Ran isimli kız ile konuşmaları sonucu hikayenin değişmesine tanık oluyoruz.

Texhnolyze görsel olarak cyberpunk tarzı yapımlardan hoşlananları çizimleri ve görsel ögeleri oldukça tatmin edici bir tarz sahip. Ayrıca hikayenin karanlık ve soğuk atmosferi, karakterlerin gizemli ve sadist yanlarının yansılması açısında çizimleri çok başarılı. Ayrıca karakterlerin gözünden gösterilen görüntüler ve oldukça detaylı tasarlanmış arkaplan görüntüler yapıma kendine özgün bir hava katmakta…

Özetle Texhnolyze herkesin izleyebileceği bir yapım değil. Bu durağan ama bir o kadarda şiddet içeren karanlık,depresif ve gizemli moda dayanabileceğini düşünüyorsanız Texhnolyze izlenmesi ve arşive alınası bir seri olabilir sizin için.


Animatrix Bölüm Rehberi “A Detective Story” incelemesi

Yönetmen : Shinichiro Watanabe

Senaryo : Shinichiro Watanabe

Oyuncular  James Arnold Taylor, Carrie-Anne Moss ve Terrence ‘T.C.’ Carson

Detective Story gerek çizimleri gerekse hikayenin anlatımı ve hikayede yaratılan atmosfer ile favori animatrix bölümlerinden. Yapımın yönetmeni Cowboy Bebop’un da yönetmeni olan Shinichiro Watanabe. Renklendirmelerin farklı olmasında dışında 2 yapımın çizimleri arasında paralellikleri görebilirsiniz. Ayrıca Shinichiro diğer bir animatrix bölümü olan Kid’s Story’nin de yönetmeni.

Detective Story ya da türkçe adı ile dedektif hikayesi, ilk film ile bağlantılı olarak hazırlanmış ve genel olarak hikaye şu şekilde;

Özel dedektif olan Ash, eskiden olduğu gibi hareketli ve serüven dolu olmadığından dolayı işinden sıkılmaktadır ve bununla birlikte gerek banka hesabı gerekse buzdolabı bomboştur. Bu sırada çalan telefon ile Ash kedisine bu alacağı işinde kocasını takip etmesini isteyen bir eş davası olursa bunun alacağı son iş olacağına dair söz verir. Yapımda bu durum “a case to end all cases” olarak nitelendirilmektedir. Ash anonim bir arama alır ve arayan kişi Ash’den Trinity isimli bir hackerı takip etmesini ister. Ash yaptığı araştırmalarda daha önce bu işi bir çok dedektifin denediğini ve kimsenin başaramadığını görür üstelik dedektifleriden biri intihar etmiş, bir tanesi delirmiş ve bir tanesininde kayıp olduğunu öğrenir.

Sonunda Ash Trinity’e ulaşır ve Trinity bir buluşma ayarlar. Ancak Trinity Ash ‘e Alice in Wonderland’den seçilen söz dizeleri ile mesaj göndermekte ve Ash’in doğru buluşma mekanını bulabilmesi için bu dizelerini çözmesi gerekmektir. Benzer durum ilk filmde Trinity tarafından Neo’ ya da yapılmıştı “Follow the White Rabbit” ! ! !

Tüm aşamalardan ve iz sürmelerden sonra Ash Trinity’e ulaşır ve buluşma bir trende gerçekleşir. Trinity daha önce ajanlar tarafından yerleştirilen bir böceği Ash’in gözünden çıkartır. Bu noktada Ajanlar trende ortaya çıkar ve Ash ve Trinity’e ateş etmeye başlarlar ve ajanlardan bir tanesinin Ash’in vücudunu kontrol altına almaya çalışması Trinity’i ona ateş etmesine zorlar. Trinity kaçmayı başarır ve vagona ulaşan ajanlar Ash’i yaralı şekilde bulurlar Ash diğer tarafa bakıp sigarasını yakarken silahını ajanlara doğrultmuştur. Ash ölmek üzeredir ve bölüm Ash’in zipposunun alevinin sönmesi ile son bulur.

Açıkcası yazım çok fazla spoiler içerdi ama hikayeyi anlatmadan verebileceğim çok fazla bilgi bulamadım. Tüm detaylar hikaye ve görüntülerin birleşmesi ile ortaya çıkmakta. Özetle dedektif hikayesi ister matrix hayranı olsun ya da olmasın siyah beyaz çizimlerden ve karanlık dedektif hikayelerinden hoşlananlar için kaçırılmaması gereken yapımlardan.


Cyberpunk Zine Arşiv “Machete Girl”

issue 1 : Download 

issue 2 : Download

issue 3 : DownloadIssue 4 : DownloadIssue 5 : Download


Ryuhei Kitamura’s BATON

 

Yönetmen : Ryuhei Kitamura

Oyuncular : Aya Ueto, Hayato Ichihara, Kane Kosugi, Ren Osugi

Senaryo : Shunji Iwai

Yıl : 2010 ?

 

    “Baton” 50 dakikalık 2b/3b rotoscope adı verilen teknik ile hazırlanmış fantazi / bilim kurgu tarzında bir yapım. Rotoscope tekniği direk olarak çizim yerine gerçek oyuncularla live-action şeklinde filmin çekilmesi ve çizimlerin bu görüntüler üzerine yapılması tekniği. Yapım bu yönü ile oldukça dikkat çekici ve bir çok kişi tarafından uzun süre merakla beklenen yapımlardan birisi haline geldi.

Baton’da genel olarak hikaye şu şekilde;  Gezegenler arası yolculuğun mümkün olduğu gelecekte, gizemli bir kaçak yolcu gezegene giriş yapmak isterken fark edilir. Bu yabancı insan görünümünde bir robottur. Süre gelen olaylar sonrasında bu  robot, insan görünümünde bir robot olan Apollo ve robot görünümünde bir insan olan Mikaru tarafından bulunur.  Kaçak tüm bilgilerini ve amaçlarını “Cipher” isimli işletim sistemininde olduğu hafıza chipine kaydeder. Daha sonra Apollo eğlence için bu robotun kim olduğu ve neler bildiğini öğrenebilmek adına kendisine yerleştirir ve farklı davranmaya başlar. Bu noktadan sonra sorulan sorular; Cipher’in aslında tam olarak ne olduğu ve hangi sırları sakladığı ve tam olarak nerden geldiğidir. Mikaru ve Apollo geçmişlerini, şimdiki zamanlarını ve gelecekleri etkileyecek bu sırrı çözüme kavuşturmak için olayların peşinden giderler.

Özetle Baton çizim teknikleri ve senaryo olarak izleyiciyi kendine bağlama  ve cyberpunk ögeleri ile görsellerini barındırma  konusunda  oldukça başarılı. Ancak film kısa film olması  sanki olaylara çok yüzeysel yaklaşılmasına ve detaylandırılmadan geçilmesine neden olmuş. Açıkcası senaryo genişletilerek çok daha başarılı bir çalışma ortaya konulabilirdi. Yapım  20’şer dakika süren 3 bölümden oluşmakta ve  ilk bölümde yaklaşık 12 dakikalık “Bruce Lee meets Sci – fi” denilebilecek türden çok hoş aksiyon sahnesi var ama  20 dakikalık bir bölümde bu sahneye 12 dakika ayrılması hikayeyi zora sokmuş gibi.  Bu etkenlere rağmen sonuç olarak “BATON” bilim kurgu/ fantazi alanında izlenilmesi gereken yapımlardan…


%d blogcu bunu beğendi: