Heavy Metal “1981″

Yıl: 1981

Yönetmen: Gerald Potterton, Jimmy T. Murakami

Senerist: Len Blum

Image

   (Sex,Drugs and Rock’n Roll)

      Açık söylemek gerekirse Heavy Metal serisi ile tanışmam Kitapsan’da umutsuz manga ya da çizgi roman arayışı üzerine oldu. Karşılaştığım heavy metal 2000 serisi idi…Kabaca bir bakış ile hentai olduğunu düşündüm.Aslında doğru, tam olarak hentai olmasada heavy metal sex,drugs and rock’n roll ! üçlüsünü konu edinen en azından 1981 yapımı anime versiyonu için söyleyeyim Heavy Metal 2000′i alıp okuma şansım olmadı, oldukça eğlenceli bir yapım.

    İlk olarak izlemeye başladığımda çizimleri ilk gördüğümde direk aklıma efsanevi oyun “Metal Slug” geldi. Metal Slug oyununa gerek seneryo gerekse oyun içinde en ufak detayları düşünmüş olmalarına, sololarına hayran olduğum müzikleri ve tüm cyberpunk içeriği ile hayranımdır !  

  Image 

  Genel olarak hikaye şu şekilde; Loch Nar isimli yeşil küre şeklindeki şeytanın sebebi bilinmeyen bir şekilde genç kızları yakalaması ve insanlığı farklı zamanlar ve farklı mekanlarda nasıl kötü yola sürüklediğini göstermesi üzerine hazırlanmış bir yapım.Burda medeniyetin kötü yola düşmesi uyuşturucu, sex ve rock’n roll olarak gösterilmekte.

 Image

 Her bölüm yeşil kürenin sahneye girişi herkesin aklını çelmesi ya da topluluğu yıkıma sürükleyip geri sahneden ayrılması ile başlamakta. Genellikle bir kahraman bu şeytanın emellerini tam olarak gerçekleştirmesine engel olur ama bu rağmen şeytan niye yapacağını yapar…Sahne sonunda Taarna gelir ve günü kurtarır ve ufak kızın şeytan tarafından neden kaçırıldığını öğreniriz ! 

Image

Açık söylemek gerekirse Heavy Metal tam olarak erkek işi bir yapım. Tam olarak erkek fantazisi üzerine kurulmuş bir yapım. Hali hazırda çizgi romanları satılmaya devam etmekte. 80′lerin başında yapılan bir yapım olarak 70′lerin o büyülü rock’n roll ve aklı havada gençlik imajını çok güzel yansıtmakta…Çok sofistike bir yapım değil.Tam olarak eğlencelik bir seri…

 

Image

Cyberpunk içerik olarak çok doyurucu olduğunu söyleyemem ama eski tarz çizimleri ya da eski tarz bilim kurgu yapımlarını sevenlerin hoşuna gideceğini düşünüyorum. İnce detaylarda çok fazla cyberpunk ögesi bulamayabilirsiniz ama yapımın genel atmosferi, mekan ve zaman olarak yakın gelecek seçilmesi bu tarz eğlenceli bir yapıma cyberpunk demek için bence oldukça yeterli…

Image

Sonuç olarak Heavy Metal’in soundtracklerine bayıldım ! ! ! Oldukça eğlenceli ve erotik bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Fazla beklenti içine girmeden boş vakitinizi eğlenceli bir yapım ile değerlendirmek istiyorsanız Heavy Metal’i izlemenizi tavsiye ederim… 


Akira ! ! !

Yıl: 1988

Yönetmen: Katsuhiro Ôtomo

Senarist: Katsuhiro Ôtomo , Izô Hashimoto

Kendimi bilime adamamın sebebi ile uzun süre yazamadığım bloguma benim için cyberpunk kültürünün başlangıc yapımlarından olan Akira ile dönüş yapmakta istedim. Yapım oldukça bilinen ama popüler olmayan bir yapım. Eski bir anime olmasına karşın zaman zaman yeniden izlediğimde hala beni benden almayı başarmaktadır.

Akira için modern japon animelerinin başlangıcı olduğu söylenir ve CR’de şöyle bir yorum okumuştum ” akira ile cyberpunk’ın “punk” noktasının başladığı yapımdır. Bende bu şekilde düşünmekteyim; genel tarzı, çizimleri,karakterlerin kişilik özellikleri ve hikayesi ile punk akira ile başlar !

Genel olarak hikaye şu şekilde; yıl 2019 ve Tokyo City, motorsiklet çetesi lideri olan Tetsuo yarışlar sırasında askeri deneklerden bir tanesine çarpar ve bundan sonraki süreçte kendisini insan gücünün sınırlarını zorlamak isteyen bir grup bilim adamının deneyleri içinde bulur. Kaza sonra kendisinde garip değişiklikler farkeden Tetsuo daha sonra ordu tarafından kontrol altına alınır ve Tetsuo bu güç ile kontroldan çıkar, tüm şehri tehdit etmeye başlar.

Eski tarz çizimlerden hoşlanan birisi olarak Akira benim için oldukça etkileyici idi…Açıkcası bu tarz çizimlerde yalıtılmışlik duygusunu daha iyi algılıyorum, ya da sanırım durum şu ki bu tarz çizimler işlerin kötüye gittiğinin anlatılmasında benim üzerimde daha etkili oluyor…Akira’nın çizimleri bu açıdan oldukça etkili ve detaylı diyebilirim ama bazı tartışmalarda çizimlerin DBZ’ye benzediğini ve bunun çizimi gölgede bıraktığı söyleniliyor her ne kadar ben bu fikre katılmasamda…

Sonuç olarak Akira cyberpunk kültürü hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için izlenilmesi şart olan bir yapım bence…Eski tarz çizimler ve özellikle punk kültürü ilginizi çekiyorsa Akira’yı mutlaka izleyin derim !


Texhnolyze

Texhnolyze

Yapım yılı : 2003

Yönetmen : Hiroshi Hamazaki

Senarist :  Chiaki Konaka

Texhnolyze uzun süre merak edip geç izlediğim yapımlardan bir tanesi. Serinin senaristi aynı zamanda Hellsing veBubblegum Crisis’in yazarı olan  Chiaki Konaka. Açıkcası yapım hikayenin durağan ilerlemesi, şiddet içeren sahnelerin çok fazla ön plana çıkması ile her kesim izleyiciğe hitap etmemekte ve yapımdaki bir çok detayı yakalayabilmek için 2.kez izlenmesi gerektiğine inanıyorum ki bu oldukça sıkıcı olabiliyor…

Texhnolyze genel olarak bir cyberpunk – gangster tarzı bir yapım ve ilk bölüm özellikle bir kaç kısa diyalog dışında hiç bir diyalog olmaması ile izleyicilere pek bir anlam ifade etmeyebilir ama genel olarak serinin devamı hakkında özellikle yapımın atmosferinin nasıl olacağı konusunda ön bilgi vermekte. Zaten yapılan bir çok eleştirilerde izleyicilerin ilk bölümden itibaren izlemeyi bıraktığı yazılmakta.

Genel olarak hikaye şu şekilde; Senaryo tabiri ile zenginin çok zengin fakirin çok fakir olduğu elit kesimler tarafından yönetilen Lux isimli yeraltı şehrinde geçmektedir ve ana karakterimiz Ichise bir boksör. Şehrin önde gelen mafya gruplarında Organo’nun adamları tarafından Ichise’nin kolu ve bacağı kesilir. Olay sonrasında Ichise yapım boyunca “Doc” diye hitap edilen ve Texhnolyze (insanlara cybernetic eklemler takılmasını sağlayan) denilen teknoloji araştırmalarında ileri gelen doktor tarafından bulunur ve laboratuara götürülür. Hikaye boyunca Ichise’nin değişiminden sorumlulu tuttuğu kişilerden intikam almaya çalışmasını ve bu süreçte geleceği görebilme yetisi olan Ran isimli kız ile konuşmaları sonucu hikayenin değişmesine tanık oluyoruz.

Texhnolyze görsel olarak cyberpunk tarzı yapımlardan hoşlananları çizimleri ve görsel ögeleri oldukça tatmin edici bir tarz sahip. Ayrıca hikayenin karanlık ve soğuk atmosferi, karakterlerin gizemli ve sadist yanlarının yansılması açısında çizimleri çok başarılı. Ayrıca karakterlerin gözünden gösterilen görüntüler ve oldukça detaylı tasarlanmış arkaplan görüntüler yapıma kendine özgün bir hava katmakta…

Özetle Texhnolyze herkesin izleyebileceği bir yapım değil. Bu durağan ama bir o kadarda şiddet içeren karanlık,depresif ve gizemli moda dayanabileceğini düşünüyorsanız Texhnolyze izlenmesi ve arşive alınası bir seri olabilir sizin için.


Animatrix Bölüm Rehberi “A Detective Story” incelemesi

Yönetmen : Shinichiro Watanabe

Senaryo : Shinichiro Watanabe

Oyuncular  James Arnold Taylor, Carrie-Anne Moss ve Terrence ‘T.C.’ Carson

Detective Story gerek çizimleri gerekse hikayenin anlatımı ve hikayede yaratılan atmosfer ile favori animatrix bölümlerinden. Yapımın yönetmeni Cowboy Bebop’un da yönetmeni olan Shinichiro Watanabe. Renklendirmelerin farklı olmasında dışında 2 yapımın çizimleri arasında paralellikleri görebilirsiniz. Ayrıca Shinichiro diğer bir animatrix bölümü olan Kid’s Story’nin de yönetmeni.

Detective Story ya da türkçe adı ile dedektif hikayesi, ilk film ile bağlantılı olarak hazırlanmış ve genel olarak hikaye şu şekilde;

Özel dedektif olan Ash, eskiden olduğu gibi hareketli ve serüven dolu olmadığından dolayı işinden sıkılmaktadır ve bununla birlikte gerek banka hesabı gerekse buzdolabı bomboştur. Bu sırada çalan telefon ile Ash kedisine bu alacağı işinde kocasını takip etmesini isteyen bir eş davası olursa bunun alacağı son iş olacağına dair söz verir. Yapımda bu durum “a case to end all cases” olarak nitelendirilmektedir. Ash anonim bir arama alır ve arayan kişi Ash’den Trinity isimli bir hackerı takip etmesini ister. Ash yaptığı araştırmalarda daha önce bu işi bir çok dedektifin denediğini ve kimsenin başaramadığını görür üstelik dedektifleriden biri intihar etmiş, bir tanesi delirmiş ve bir tanesininde kayıp olduğunu öğrenir.

Sonunda Ash Trinity’e ulaşır ve Trinity bir buluşma ayarlar. Ancak Trinity Ash ‘e Alice in Wonderland’den seçilen söz dizeleri ile mesaj göndermekte ve Ash’in doğru buluşma mekanını bulabilmesi için bu dizelerini çözmesi gerekmektir. Benzer durum ilk filmde Trinity tarafından Neo’ ya da yapılmıştı “Follow the White Rabbit” ! ! !

Tüm aşamalardan ve iz sürmelerden sonra Ash Trinity’e ulaşır ve buluşma bir trende gerçekleşir. Trinity daha önce ajanlar tarafından yerleştirilen bir böceği Ash’in gözünden çıkartır. Bu noktada Ajanlar trende ortaya çıkar ve Ash ve Trinity’e ateş etmeye başlarlar ve ajanlardan bir tanesinin Ash’in vücudunu kontrol altına almaya çalışması Trinity’i ona ateş etmesine zorlar. Trinity kaçmayı başarır ve vagona ulaşan ajanlar Ash’i yaralı şekilde bulurlar Ash diğer tarafa bakıp sigarasını yakarken silahını ajanlara doğrultmuştur. Ash ölmek üzeredir ve bölüm Ash’in zipposunun alevinin sönmesi ile son bulur.

Açıkcası yazım çok fazla spoiler içerdi ama hikayeyi anlatmadan verebileceğim çok fazla bilgi bulamadım. Tüm detaylar hikaye ve görüntülerin birleşmesi ile ortaya çıkmakta. Özetle dedektif hikayesi ister matrix hayranı olsun ya da olmasın siyah beyaz çizimlerden ve karanlık dedektif hikayelerinden hoşlananlar için kaçırılmaması gereken yapımlardan.


Cyberpunk Zine Arşiv “Machete Girl”

issue 1 : Download 

issue 2 : Download

issue 3 : DownloadIssue 4 : DownloadIssue 5 : Download


Ryuhei Kitamura’s BATON

 

Yönetmen : Ryuhei Kitamura

Oyuncular : Aya Ueto, Hayato Ichihara, Kane Kosugi, Ren Osugi

Senaryo : Shunji Iwai

Yıl : 2010 ?

 

    “Baton” 50 dakikalık 2b/3b rotoscope adı verilen teknik ile hazırlanmış fantazi / bilim kurgu tarzında bir yapım. Rotoscope tekniği direk olarak çizim yerine gerçek oyuncularla live-action şeklinde filmin çekilmesi ve çizimlerin bu görüntüler üzerine yapılması tekniği. Yapım bu yönü ile oldukça dikkat çekici ve bir çok kişi tarafından uzun süre merakla beklenen yapımlardan birisi haline geldi.

Baton’da genel olarak hikaye şu şekilde;  Gezegenler arası yolculuğun mümkün olduğu gelecekte, gizemli bir kaçak yolcu gezegene giriş yapmak isterken fark edilir. Bu yabancı insan görünümünde bir robottur. Süre gelen olaylar sonrasında bu  robot, insan görünümünde bir robot olan Apollo ve robot görünümünde bir insan olan Mikaru tarafından bulunur.  Kaçak tüm bilgilerini ve amaçlarını “Cipher” isimli işletim sistemininde olduğu hafıza chipine kaydeder. Daha sonra Apollo eğlence için bu robotun kim olduğu ve neler bildiğini öğrenebilmek adına kendisine yerleştirir ve farklı davranmaya başlar. Bu noktadan sonra sorulan sorular; Cipher’in aslında tam olarak ne olduğu ve hangi sırları sakladığı ve tam olarak nerden geldiğidir. Mikaru ve Apollo geçmişlerini, şimdiki zamanlarını ve gelecekleri etkileyecek bu sırrı çözüme kavuşturmak için olayların peşinden giderler.

Özetle Baton çizim teknikleri ve senaryo olarak izleyiciyi kendine bağlama  ve cyberpunk ögeleri ile görsellerini barındırma  konusunda  oldukça başarılı. Ancak film kısa film olması  sanki olaylara çok yüzeysel yaklaşılmasına ve detaylandırılmadan geçilmesine neden olmuş. Açıkcası senaryo genişletilerek çok daha başarılı bir çalışma ortaya konulabilirdi. Yapım  20′şer dakika süren 3 bölümden oluşmakta ve  ilk bölümde yaklaşık 12 dakikalık “Bruce Lee meets Sci – fi” denilebilecek türden çok hoş aksiyon sahnesi var ama  20 dakikalık bir bölümde bu sahneye 12 dakika ayrılması hikayeyi zora sokmuş gibi.  Bu etkenlere rağmen sonuç olarak “BATON” bilim kurgu/ fantazi alanında izlenilmesi gereken yapımlardan…


The Best from Fantasy & Science Fiction: A 40th Anniversary Anthology audiobooks – torrent

çindeki kitaplar; 1) Preface by Edward L. Ferman 02) Introduction by Harlan Ellison 03) The Cat Hotel by Fritz Leiber 04) Slow Birds by Ian Watson 05) Judgment Call by John Kessel 06) The Aliens Who Knew, I Mean, Everything by George Alec Effinger 07) The God Machine by Damon Knight 08) Understanding Human Behavior by Thomas M. Disch 09) A Rarebit of Magic by John Morressy 10) In Midst of Life by James Tiptree, Jr.11) Surviving by Judith Moffett 12) Cage 37 by Wayne Wightman 13) While You’re Up by Avram Davidson 14) Eidolons by Harlan Ellison 15) Face Value by Karen Joy Fowler 16) Buffalo Gals, Won’t You Come Out Tonight by Ursula K. Le Guin 17) The Boy Who Plaited Manes by Nancy Springer 18) Out of All Them Bright Stars by Nancy Kress 19) Salvador by Lucius Shepard 20) State of the Art by Robert Charles Wilson 21) Black Air by Kim Stanley Robinson 22) Uncle Tuggs by Michael Shea

torrent dosyası :  http://www.demonoid.me/files/download/2698132/001071774986


William Gibson – Burning Chrome

Sanırım Matrix fikrinin yaratıcısı, “cyberpunk, cyberspace” gibi terimlerin mucidi olan bilim kurgu yazarı William Gibson’ı tanımaya bilim kurgu hayranı yoktur. Hikayelerinde yarattığı yeni nesil gelecek imajı ile benide cyberpunk türüne en çok ısındıran kişi olmuştur W. Gibson. Burning Chrome Gibson’nın yazdığı ilk eserlerden ve ilk 1981 yılında Denver, Colorado’da 4 kişilik bir dinleyici kitlesi ile buluşmuş Gibson kitabı kendisi okumuş ve 1982′ de basıma geçirilmiş. Ayrıca Gibson’nın kendi sesinden “sesli kitap” şeklinde dağıtımıda internette ve torrent sitelerinde mevcut. Daha sonra aynı isim altında (Burning Chrome)  W. Gibson’nın kısa hikayelerinin derlemesi olan bir kitap daha yayınlanmış.

Burning Chrome’da kısa hikaye şu şekilde; Yazılım uzmanı Bobby Quine ve donanım uzmanı olan Automatic Jack geçimini para karşılığı sistemleri hackleyerek kazanan hackerlardır. 3. karakter Rikki ise Bobby’nin onun çekiciliğine karşı koyamayan ve onun için büyük vurgun işine giriştiği kişidir. Automatic Jack  New York’a Finn isimli satıcının dükkanına yeni çıkan yazılımları kontrol etmek için gider ve orada oldukça karışık ve izlenmesi zor olan bir Rus Hack yazılımına ulaşır. Aslında Finn’ de elinde yazılımın ne olduğunu bilmemektedir ve Jack’e onun ne olduğunu bulmasının kendi işin olduğunu söyler…

Hikaye’nin devamında ise 2 hacker’ın Chrome ismi verilen ve organize suç örgütünün para transferlerini sağlayan yazılımı hacklemek üzere uğraşları ve  Rikki’nin Bobby’nin ona olan tutkusu ve Jack’in aşkına rağmen grubu terk edip Hollywood’a gitmesi konu edilir.

Burning Chrome William Gibson hikayelerinin nasıl başladığını cyberpunk kurgusunun nasıl başladığı ve geliştiğine dair en yalın örneklerden. Zira Gibson’nun daha sonra ki yazıları ya da hikayeleri okuyan bir kişi cyberpunk edebiyatının ilk adımlarını ve daha sonra nasıl büyüdüğünü çok rahat ayrıştırabilir. Elbette daha sonra ki hikayelerde de Gibson’nın hikayelerinin tipik özelliklerini olan ana karakterlerin erkek olması ve az tasvir edilmesine rağmen kadın karakterlerin tasvirlerinin detaylı oluşu ve dişiliklerinin vurgulanması, hikaye boyunca oluşturulan depresif ve karanlık hissiyat ve olayların her an başarısızlıkla sonuçlanabileceği izlenimi…

Burning Chrome açıkca basit, yalın ve salt bir cyberpunk. Bu tarza yeni başlamak isteyenler için ya da tarzın nasıl başladığını daha iyi görebilmek isteyenlere öncelikli olarak tavsiye edebileceğim hikayelerdendir. Ayrıca ingilizce seviyeniz ileride düzeyde ise William Gibson’nın kendi sesi ile audiobook olarak dinlemenizi öneririm zira bir hikayeyi en iyi anlatan onu yazandır…


Batman Beyond “Batman of the Future”

dikkat : spoiler içerir ! ! ! tüm bölümler için torrent en alttadır

Yıl : 1999-2001

Yönetmen :  Jean MacCurdy ?

Batman Beyond ya da diğer bilinen ismi ile Batman of the Future Warner Bros tarafından yapılan 1999′da başlamış ve 2001 yılına kadar 3 sezon, toplamda 57 bölüm halinde yayınlanmış bir süper kahraman serisi. Daha sonra DC comics’in Justice League serisini animasyon haline getirme planları ile askıya alınmış. Yapımcılar 4.sezonun geleceğini söylemesine rağmen daha sonra J.L ultimate’de Zeta Project altında hikayeye değinilmiş yalnız devamı getirilmemiş…

Açıkcası çizgi roman serilerini takibini bıraktığımdan dolayı süperkahraman hikayeleri konusunda yazmayı pek düşünmüyordum ama emmy ödüllü “Batman Beyond” serisini cyberpunk yapımları dışında tutmak pek adil gelmedi. “Batman Beyond” içerdiği İnsan – Makine birleşkesi, yapay zeka, genetik mühendislik gibi cyberpunk ögeler ve Gotham şehrinin distopic yapısının çizimlere en güzel şekilde yansıtılması ile oldukça etkileyici bir çalışma.

Hikaye genel olarak şu şekilde; ilk Batman olarak tanıdığımız Bruce son savaşında yaşınında etkisi ile başlayan kalp rahatsızlıkları ile zayıf düşer ve düşmanına karşı yerde bulduğu silahı doğrultmak zorunda kalır. Bu tarz bir silah kullanmak pek Batman’nın tarzı değildir ve bu olay üzerine Bruce Gotham şehrinin koruyucusu olma görevini bırakır. Aradan bir süre geçer ( sanırım 20 yıl kadar) ve bu noktada Terry McGinnis isimli lise öğrencisi ile karşılaşırız. Kendisi ele avuca sığmaz, sürekli problem yaratan ve öfke kontrolu problem olan bir gençtir. Bir akşam okulda yaşadığı olaydan dolayı babasından ev hapsi cezası alır ama babası ile yaşadığı bir tartışma sonrası bu cezayada uymayarak dışarı çıkar ve arkadaşları ile bir barın girişinde buluşur. Bu sırada kendilerine ” The Jokers” adını veren grubun Terry’nin kız arkadışını rahatsız etmesi üzerine The Jokers grubu ile bir kavgaya tutuşur ve grubun diğer üyelerininde olaya karışması üzerine bir kaçma-kovalama yarışı başlar ve bu yarış Terry’yi Bruce’a kadar getirir.

Olaylı gece sonrası eve geldiğinde Babasını saldıraya uğradığını ve hayatını kaybettiğini öğrenir ve evin duvarlarında The Jokers grubunun simgeleri ve yazıları ile doludur. Tüm bu olaylar ve diğer gelişmeler ile Terry Bruce’a yeniden ulaşır ve Bruce’un Terry’yi geleceğin Batman’ı olması için eğitimi başlar…

Yapımı cyberpunk ögeleri açısından inceleyecek olursak yıl 2039 ve  Gotham şehri artık gökdelenlerin egemen olduğu, uçan arabaların kullanıldığı ama klasik rail-metro sisteminden de vazgeçilmediği bir şehir haline gelmiştir. Gotham şehrinin tüm zenginliği ve teknolojik açıdan gelişmişliği ile birlikte suçlularda bu değişime ayak uydurmuş ve artık yüksek teknojiyi kullanır ve genetik mühendisliğin nimetlerinden sonuna kadar faydalanır durumdadırlar. Ayrıca olayların genel olarak gece yaşanması ve bu süretle sık sık gördüğümüz neon  ışıklar tüm bu heybetli yapılar ile birleşince seyri oldukça zevkli olan görüntüler ortaya çıkmakta. Serinin karanlık bir modu bulunmakta ve bu şekilde Terry’nin Batman olmasına neden olan amacı ve Terry’de oluşan intikam duygusunu daha iyi yansıtmakta.

Sonuç olarak uzun soluklu bir yapım arıyorsanız Batman Beyond tüm görselliği ve hikayesi ile ve özellikle süperkahraman hikayesi severler için Batman hayranı olmasalar dahil tavsiye edebileceğim eksiksiz yapımlardan diyebilirim…

 

indirmek isteyenler için torrent’de seed ediyorum (Batman Beyond Episodes, Return of the Joker Movie, extra episodes [Shadows, The Once and Future Thing (Parts 1 & 2), and Epilogue]) : http://www.demonoid.me/files/download/2260282/8429558 


Animatrix Bölüm Rehberi “Beyond” incelemesi

The Animatrix: Beyond

Yönetmen : Koji Morimoto
Senarist : Koji Morimoto

Beyond bölümü Matrix mimarisinin farklı yanlarını göstermek için tasarlanmış bir yapım. Üçlemeyi yakından takip edenler bilirlerki Matrix konusunda sürekli söz edilen ve asıl eleştiri kaynağı olan nokta ne kadar kusursuz yazılmış olursa olsun yazılımların her zaman açıklarının ya da hatalarını ( BUG) olabilmesi. Beyond’daki hikaye “Yoko” isimli genç kızın evden kaçan kedisini ararken bir grup çocukla karşılaşması ve çocuklardan bir tanesinin ele geçirilmiş ( haunted kelimesi kullanılıyor filmde ve metafizik varlıklara gönderme yapılıyor) bir ev keşfettiklerini söylemesi ile başlıyor.

Yoko her sabah olduğu gibi kedisi Yuki’ye kahvaltı hazırlar ama kahvaltısını asla kaçırmayan Yuki ortalıklarda görünmemektedir. Bunun üzerine Yoko bir grup çocuğa kedisinin nerde olabileceğini sorar ve çocuklardan bir tanesi Yuki’yi ele geçirilmiş bölgede gördüğünü söyler ve Yoko çocuklarla birlikte yasak bölgeye girmeye karar verir. Yoko bu bölgeye girdiğinde kapalı alanda ve hiç bulut olmamasına rağmen yağmur yağdığını görür. Dahası bu bölgede zıpladığın zaman havada durabileceğini keşfeder.

Bu süreçte  kırılan cam şişelerin yeniden bir araya gelmesi, gölgelerin kaynakları ile aynı yönde hareket etmemesi ve sonsuz karanlığa açılan bir kapı gibi fizik kurallarının ihlali ve anlaşılmaz olaylar söz konusu olduğu bu bölgeyi çocuklar çoktan keşfetmiş ve Ajanlar durumu fark edene kadar Matrix içindeki bu hatayı kendilerine bir tür oyun alanına çevirmişlerdir. Çocukların oyunu sırasında ajanlar  durumun farkına varıp bölgeyi karantinaya alırlar ve “debugger” lar sayesinde bölgedeki anormallikler (yazılım hataları) giderilir ve herşey eski haline döner. Bölüm bir gün sonra Yoko’nun ve çocukların bölgeye yeniden gelip herşey normal olduğunu görmesi ile son bulur

Açıkcası Beyond diğer Animatrix bölümlerinden bağımsız bir seneryoya sahip. Yapım ile amaçlanan her yazılımda ortaya çıkabilecek olan basit hataların Matrix yazılımında da olabileceğin ve bu hataların günlük hayata nasıl yansıyabileceği göstermek. Bazı eleştirilerde konunun basit olduğu ve bu bölümün Animatrix içinde yer almaması gerektiği yönünde yazılar okudum. Bence Matrix’in tüm bölümlerinde ele alınan makineler ve insan savaşlarından öte bu tarz bir hikaye olması izleyiciyi Matrix fikrine daha fazla bağlamıştır zira savaş başladı gelişti büyüdü insanlık kazandı durumu Matrix’in aslında ne olduğu fikrini geride bırakacaktı diye düşünüyorum. Sanırım Animatrix’in yapımı ile genel olarak amaçlananda aslında Matrix fikrinin detaylarını takipçilerine anlatabilmek…


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 46 other followers